Dört yıllık bir serüven: Üniversite Hayatım..

Evet… Büyük hayaller ile başlayan üniversite maratonunun bugün son günü…

Daha dün gibi aklımda sıcak bir temmuz günü ikindi vaktiydi. Bilgisayarın başında acaba kazanamazsam tekrar çalışabilir miyim sorusu ile boğuşurken bir yandan da ÖSYM sonuç sayfasını sürekli yeniliyorum bir türlü girilmiyor!

Ve o an!

Evet! Uğruna dört sene verdiğim bölümümü üniversitede de devam ettirme şerefine nail oldum.

Necmettin Erbakan Üniversitesi Halkla İlişkiler Ve Reklamcılık.

Bir yandan tercih listem dolsun diye yazdığım ama istediğimden emin olamadığım bölümlerin gelmediği için şükrediyorum aynı anda da mutluluğumu paylaşmak için anneme koşuyorum.

İşte bu serüven böyle başladı.

Hep söylerim bu hayatta hiçbir şey planlarımız doğrultusunda gitmez, hayat denen zorlu süreç bize hep kendi planlarını dikte eder. Bazen pes etmememiz için bize ufak mutluluklar verir. Benim payıma düşen mutluluk ise bu bölümü kazanmış olmamdı.

Bambaşka bir şehir bambaşka insanlar…

Eminim ilk gün herkes o soruyu kendine sormuştur;

“Benim burada ne işim var?”

Güzel hayallerle, farklı düşüncelerle geliyor insan ister istemez. Ama okulun ilk günü derslerin yapılacağı binayı gördüğümdeki hüsranı tarif edemem. Benim burada ne işim var diye sormadan edemedim kendime o an.

Aslında bu ufak çaresizlikler, hayal kırıkları sanki dört yıl boyunca yaşayacağım tiyatronun bir ön provası. Tiyatro diyorum çünkü her şey o kadar hızlıydı ki iki perde halinde oynadık ve bitti. Aslında tiyatro dememin başka bir manası daha var. Muhtemelen herkesin üniversite hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Benim de dönüm noktam yani ikinci perdemin başlangıcı dördüncü dönemimin sonlarıydı…

Her şeye rağmen gerçekten eğlenceli, farklı bir bölümüm vardı girdiğim her ders sanki bir hayat tecrübesi gibi geliyordu bana. Öğrendiklerimi kendi hayatımda uygulamaya çalışıyordum ve bundan fazlasıyla tat alıyordum. Belki de yaşadığım bütün zorluklara sırf bu sebepten dolayı katlandım. Üniversitede tanıştığım çok sevdiğim bir arkadaşım hep derdi “Her şey yolunda gidiyorsa mutlaka bir sorun vardır” aslında bir parola bu. Ben buna üniversite parolası diyorum. Okulla ilgili bir sıkıntım olmasa bile kesinlikle evimle veya yurdumla ilgili muhakkak bir sıkıntım oluyordu.

Aslında bu durumdan şikâyetçi gibi gözüksem de kesinlikle şikâyetçi değilim. Üniversite hayatı kesinlikle sadece eğitimden ibaret değil cümlesinin hayat bulmuş haliyim diye düşünüyorum. Hayata tutunmayı, yaşam tecrübesini, geçim derdini, zaman yönetimini, arkadaşlık ve dostluk arsındaki farkı ben üniversitede gördüm. Adeta kendimi her konuda geliştirmem için bana sunulan bir dört yıldı bu serüven.

Evet! Kolay görünümlü zor bir bölümdeydim. Halkla İlişkiler ’in, birçok alanla ilgili bir yönetim disiplini olduğunu bildiğim için kendimi farklı alanlarda geliştirmem gerekiyordu. Dijital dünyaya ilgili olduğum için zamanla daha çok dijital tarafa kaymaya başladım. Üçüncü sınıfa geldiğimde artık mesleğimle ilgili taşlar tamamen yerine oturmaya başlamıştı. Artık mesleğimi icra etmek için gün sayıyordum. Kendi çapımda ufak tefek çalışmalar yapıyor boş vakitlerim kitap, gazete ve dergilere ayırmaya çalışıyordum. Teknoloji ile arama kesinlikle sınır koymuyor teknoloji ile yaşamaya çalışıyordum bunu bir görev, sorumluluk olarak görüyordum.

Dergi ve gazete okumayı seviyorsanız eğer sektörle ilgili olan dergileri, gazeteleri aylık ve günlük olarak mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Hatta bazı dergi önerilerinde de bulunmak istiyorum özellikle “Brand Map, Marketing Türkiye, Media Cat ve Dijital Age” bu dört dergiyi başucunuzdan eksik etmeyin. Günlük olarak gazete takip etmeye de yine üniversitede başladım, bunu da bir kazanım olarak düşünüyorum. Takip etiğiniz bir tane sabit bir tanede değişken gazeteniz olsun. Yani toplamda günlük iki adet gazete mutlaka takip etmenizi öneririm.

Bir iletişimci kolay yetişmiyor!

Her güzel şeyin bir sonu var…

Tabi ki bu serüveninde bir sonu olacaktı. Okul bitecekti, öğrencilik bitecekti.

Kaçınılmaz son!

Artık toplu taşımada öğrenci kartı kullanamayacaktım acı bir gerçek. İşin esprisi bir kenara gerçekten üniversite öğrencisi olmak ayrı bir güzel. İmkânları çok fazla. Ayrıcalık demeyeceğim, çünkü günümüzde üniversiteli olmak fazlasıyla sıradanlaştı.

Evet, üniversite hayatımı kısa bir şekilde özetlemeye çalıştım gerek ufak tavsiyelerle gerek tecrübelerimle yazımı süslemeye çalıştım.

Son olarak sizlere bir çağrım olacak: Hangi bölümü okumak istiyorsanız onu okuyun, profesyonel bir Blogger olmak istiyorsanız onun için çalışın, öğrenmeye ve öğretmeye sevdalıysanız eğitimci olun ama lütfen öğrenebileceklerinizle ve yapabileceklerinizle ilgili kendinize sınır koymayın.

Sevgiler…

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş