Doç. Dr. Şahbaz, “15 Temmuz sonrasında TCMB’nin hamleleri piyasaları rahatlattı.”

Son yıllarda hemen her alanda yeni bir istiklal mücadelesi veren Türkiye, 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsünü milletinin ülkesine ve iradesine kararlı bir şekilde sahip çıkmasıyla püskürttü.

Hain kalkışmayla ülke ekonomisinde yaşanan dalgalanmalar da çabuk atlatıldı. Tankla, uçakla sonuç alamayanların milli ekonomiye karşı saldırıları başarısız oldu.

Türkiye, büyüme oranları, ihracat rakamları, yeni kurulan sanayi tesisleri ve tarihi rekorlara imza atan borsasıyla güçlü ekonomisini tüm Türkiye’ye gösterdi.

15 Temmuz sonrası piyasadaki değişiklikleri Doç. Dr. Ahmet Şahbaz ile konuştuk..

15 Temmuz 2016 Cuma gecesi Türkiye hain ve kanlı bir darbe teşebbüsü ile karşı karşıya kaldı. Hain darbe girişimini ekonomik açıdan değerlendirecek olursak bu hadisenin ekonomiye yansımaları ne yönde oldu?

 Öncelikle bir daha bu şekilde ülkemizin enerjisini boşa çıkaracak darbe ve terör olaylarının yaşanmamasını temenni ederek başlamak istiyorum. Bugüne kadar yapılan darbe girişimleri ya da siyasi çalkantılar ekonomiyi olumsuz yönde etkilemiştir. Özellikle ülkenin riskini arttırmaktadır. Dolayısıyla ekonomideki riskin artması da yatırım maliyetlerini ya da borçlanma maliyetlerini önemli ölçüde artırmaktadır.
Örneğin Türkiye’nin risk primini gösteren Kredi İflas Takası Endeksi de 15 Temmuz Darbe girişiminden kısa bir süre sonra artmıştır. Bu endeksteki artış ile üç hafta içerisinde borsadaki kayıp yüzde 10’u bulmuştur. Sonraki süreçte küresel ekonomideki gelişmeler ve iç piyasada alınan önlemlerin de etkisiyle borsada toparlanma yaşanmıştır. Özellikle 16 Nisan Referandumu’ndan sonra BIST endeksinde tarihi rekorlar kırılmıştır.

Genel olarak ifade etmek gerekirse, Türkiye’nin 2001 yılında yaşadığı ekonomik kriz dönemindeki gibi siyasi çalkantılar bile kısa ve orta vadede gelir, enflasyon, işsizlik ve dış ticaret gibi temel makro ekonomik değişkenleri ve bağlantılı oldukları sektörleri olumsuz yönde etkileyebilmektedir.

Bu bağlamda darbe girişimleri ve şiddetli siyasi çalkantılar hatta küresel ölçekte yaşanan şoklar da ekonomiyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bu negatif şoklar özellikle borsa ve döviz gibi finansal piyasalara hızlı bir şekilde etki ettiği görülmektedir. Finansal piyasalarda tepkiler çok hızlı olmasına rağmen reel sektör dediğimiz üretime dayalı olan sektörlerde ise bu etkilerin hissedilmesi biraz zaman alır. Bu nedenle de ilk etkileri görmek için finansal piyasalara bakmak gerekmektedir.

Hocam, darbenin döviz kurlarına nasıl bir etkisi oldu?

Kanlı ve alçak darbe girişiminin etkilerinden önce şunu belirtmek isterim. Hepimizin bildiği üzere 2008 yılında başta ABD olmak üzere tüm dünyanın büyük ölçüde etkilendiği “2008 küresel krizi” yaşanmıştır.

Kriz sonrasında alınan önlemlerin temelinde ise başta ABD Merkez Bankası (FED) olmak üzere İngiltere Merkez Bankası (BOE) parasal genişleme politikasını uygulamaya başlamıştır. Bu politika neticesinde ABD’de ve gelişmiş piyasalarda faizler hızlı bir şekilde düşmüştür. 2008-2013 döneminde uygulanan parasal genişleme politikasına Mayıs 2013 tarihinde FED’in yaptığı açıklama ile son verilmiştir.

FED’in parasal genişlemeye son vermesinden sonraki süreçte faizleri arttırabileceği de ilan edilmiştir. Bu dönemde küresel ekonomide yaşanan gelişmeler Türkiye ekonomisini de etkilemiştir. Türkiye’nin özellikle 17-25 Aralık ve gezi eylemleri dönemleri ve küresel ekonomide yaşanan gelişmeler Türkiye ekonomisinde özellikle döviz kurlarında görülen yukarı yönlü hareketin de başladığı dönemdir. Bu bağlamda elbette 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin de etkisiyle döviz kurları, özellikle de ABD doları önemli ölçüde yükselmiştir. Örneğin 15 Temmuz günü dolar kuru 2.88 seviyelerindeyken, 13 Şubat 2017’de 3,96’ya kadar yükselerek tarihin en yüksek seviyelerini test etmiştir.

TCMB’nin aldığı önlemler ve Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesi sonrası ve dış piyasalarda dolarda yaşanan gevşemenin de etkisiyle (dolar/TL) bugün 3,55-3,60 seviyelerine kadar gerilemiştir.

Sonuç olarak ifade etmek gerekirse, 17-25 Aralık ile başlayan, Gezi eylemleri ile devam eden ve 15 Temmuz Darbe Girişimi ile sonuçlanan süreçte, kaynak gereksinimi çok olan fakat tasarruf eksikliği bulunan özellikle enerji ithalatı yüksek olan bir ülke için döviz kurundaki kısa zamanda bu kadar yüksek oranda bir hareketin ekonomiye maliyeti elbette yüksek seviyelerde olmuştur.

Bu olay karşısında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) aldığı tedbirleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biraz önce ifade ettiğim gibi gerek 15 Temmuz darbe girişimi gerekse küresel piyasalarda yaşanan gelişmeler Türkiye ekonomisi için oldukça önemli sonuçlara sahiptir. Bu nedenle Merkez Bankası’nın da bu olumsuz etkileri azaltmak için sahip olduğu politika araçlarını kullandığı görülmektedir. Özellikle dolar kurunun 3,90 seviyelerine çıktığı Ocak 2017’de TCMB’nin bankalar arası para piyasasında bankaların borç alabilme limitlerini düşürmesi, piyasa yapıcı bankaları “Geç Likidite Penceresi (GLP)”ne yönlendirmesi fonlama maliyetini yükseltmesi gibi politikalar uygulamıştır. TCMB’nin bu dönemde REPO alım ihalelerini iptal etmesi, parasal bir daraltma mekanizmasını çalıştırarak hem iç piyasada oluşan darbe teşebbüsünün etkisini hem de dış piyasadaki FED’in faiz artırım politikalarına karşı, örtük bir faiz artırım politikasını uygulamıştır. TCMB’nin aldığı bu önlemler, kur üzerindeki baskıyı hafifleterek, piyasaların kısmen rahatlamasına yol açmıştır.

Darbe girişimden sonra ihracat nasıl etkilendi?

15 Temmuz Kanlı Darbe teşebbüsünün gerçekleştiği ay dış ticaret rakamlarına baktığımızda 2016 Temmuz ayında ihracatta yüzde 11’lik bir gerileme, ithalatta ise yüzde 20’ye yakın bir gerileme yaşandığı görülüyor. 2016 yılının sonlarına doğru ve 2017 yılının Ocak ayına baktığımızda ihracatta önemli ölçüde bir artışın gerçekleştiğini görüyoruz. Fakat 2016 yılını genel olarak değerlendirdiğimizde ihracattaki artışın çok yüksek olmadığı ifade etmek mümkündür. 2016 yılında ihracatta bir miktar artış olmakla beraber 2016 yılının son aylarıyla 2017 yılının başında ihracatta önemli ölçüde artış yaşanmıştır. Buna karşılık ithalatta da bir miktar daralma meydana gelmiştir. Bunun nedenini açıklayacak olursak; dolardaki yükselişten kaynaklı Türk lirasının dolar karşısında değer kaybetmesini ifade etmekte ve Türk lirasının değer kaybetmesi ihraç ettiğimiz ürünlerin dış piyasadaki fiyatını düşürmekte. İhraç ettiğimiz ürünleri daha ucuz fiyata satma durumumuz ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle de 15 Temmuz’un hemen sonrasında olmasa da, birkaç ay sonrasında piyasada biraz daha riskin veya belirsizliğin azalması ile birlikte ihracatta önemli ölçüde artış meydana gelmiştir. Yine bu döviz hareketlerine bağlı olarak ihracatta nasıl ki ürettiğimiz mallar ucuza satılıyorsa ithalat için de yabancı malların yurtiçi fiyatları doların her yukarı yöneliminde pahalılaşıyor. Bu da ithalattaki artışın neden yavaşladığını ortaya koyuyor.

15 Temmuz darbe girişimi yabancı yatırımcıları olumsuz etkiledi mi?

Bu tür siyasi çalkantılar ya da belirsizlikler yabancı yatırımcılar için her zaman bir risk unsurudur. Yabancı yatırımcı, yatırım için ortaya koyduğu sermayenin üzerinde bir katma değer, kâr ya da faiz elde etme güdüsü ile bir ülkeye yönelmektedir. Kâr ya da faiz elde edeceği noktasında şüphe duyduğunda yabancı yatırımcının ülkeye yönelmesi zorlaşacaktır.

Nitekim bu dönem içerisinde hem dövizin yükselmesi hem de FED’in faiz artırım beklentisinin artması nedeniyle, iç piyasada reel getiri miktarının düşmesine ve yabancı yatırımcıların ülkemize yönelme yerine başka ülkelere yönelmesine neden olmaktadır. Bununla birlikte 2017 yılının Ocak ayından itibaren yani TCMB’nin aldığı önlemlerle beraber yabancı sermayenin ülkeye doğru tekrar bir dönüş yaşadığı görülüyor.

Bu tür olaylar ülkenin turizm sektörünü ne yönde etkiledi?

Ortaya çıkan siyasi çalkantılar, belirsizlikler ve kaos ortamı turizm sektörünü doğrudan etkilemektedir. Bu durum sadece Türkiye için geçerli değildir. Son dönemde Rusya ve Avrupa’da bazı ülkelerde terör olaylarının yaşandığını görüyoruz. Terör olaylarının yaşandığı ülke veya bölgelerde turizm hareketleri yavaşlamaktadır. Türkiye gibi turizme aşırı duyarlı ve turizm gelirleri önemli gelir kaynağı olan ülkelerde de bu tür siyasi olaylar turizm sektörüne önemli ölçüde zarar vermiştir. Bununla birlikte son dönemde Rusya ile yaşanan olumlu gelişmeler turizm için umut verici gelişmelerdir.

Son olarak Ahmet Hocam, 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’nin 2023 hedeflerinde bir aksatmaya neden olur mu?

Türkiye’de her 5 yılda bir kalkınma planları yapılıyor. Türkiye şu anda 10’uncu Kalkınma Planı’nı yaptı. Kalkınma planları belli bir somut hedefe oluşmaktan ziyade ekonominin yönünü tayin etmek açısından önemlidir. 2023 hedeflerine belki belirlenen rakam olarak ulaşmak her geçen gün zorlaşmakla beraber 2023 hedeflerine ulaşmaya dönük ekonominin performans sergilemesini, 2023 hedeflerinin ne olduğundan daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Yorum yapabilmek için kayıtlı kullanıcı olmanız gerekmektedir. Giriş